Corona Virüsü Hakkında 5 Efsane!

Corona virüsü hakkında oldukça fazla bilgi dolaşıyor. Bunların bir kısmı gerçek ve hayati önem taşırken bir kısmı da sadece efsane olmaktan öteye gidemiyor. Üstelik yanlış bilgilenme sizin ve sevdiklerinizin hayatını tehlikeye atıyor. Bu yazımızda doğru bilinen yanlışları sizler için bir araya getirdik.

  • Hem grip hem de Covid-19 birer solunum yolu hastalığıdır fakat birbirlerinden farklıdırlar.
  • Kuru öksürük, ateş ve bitkinlik Covid-19’a sebep olan SARS-CoV-2’den kaynaklı enfeksiyonların erken görülen 3 belirtisidir.
  • Özellikle yaşlılar ve bağışıklık sistemi zayıf insanlar risk grubunda olsa da genç ve sağlıklı insanlarda aynı şekilde tehlike altındadır.
  • Sık sık ellerinizi yıkamak, yüzünüze dokunmaktan kaçınmak, sosyal mesafe kurallarına uymak ve maske kullanmak corona virüs’ten en başarılı korunma yoludur.

Makalemizdeki tüm istatistik ve rakamlar Dünya genelinde yayınlanan verilere dayanmaktadır. Bu makale yazıldıktan sonra rakamlarda değişiklikler olabilir. Bu sebeple verilen kaynakçaları da incelemek isteyebilirsiniz.

Covid-19’un önlenemez yayılışı ve Dünya Sağlık Örgütü’nün yayınladığı korkutucu ölüm raporlarına rağmen bazı insanlar hala pandemi sürecinin ciddiyetini kavrayamamış durumdalar.

1918 yılında Dünya’yı vuran İspanyol Gribi’nde (Influenza Pandemic H1N1 Virus) 50 milyondan fazla insan yaşamını yitirmişti. O zamandan bu güne ilk defa benzer ölçekte bir salgın yaşıyoruz.

Bu gün sahip olduğumuz modern tıbbın argümanları sayesinde (aşılar, ilaçlar vb) basit bir grip virüsünün nasıl bu kadar ölümcül olabileceğini aklımızda canlandıramıyoruz.

Corona virüsü yüzünden yaşanan bu pandeminin büyüklüğünü yanlış ve eksik bilgiler yüzünden anlamakta güçlük çekiyor olabiliriz.

İşte sizler için 5 önemli pandemi efsanesini inceledik:

Efsane 1: Corona Virüsü Bir Tür Griptir

Grip virüsü her yıl hatırı sayılır bir miktarda insan yaşamına mal oluyor. Ancak aşılar ve grip hakkındaki farkındalık sayesinde influenza bizim için daha anlaşılabilir bir hastalık.

Covid-19 ve grip birbirlerine bir çok açıdan benzeseler de aslında aynı değiller.

Koronavirüs’ün üç belirgin belirtisi kuru öksürük, ateş ve bitkinliktir. Bunun yanında gripte karşılaşmadığımız nefes darlığı ve göğüs ağrıları görülür.

Kuru öksürük, ateş ve bitkinlik diğer viral hastalıklarda da görülebilmektedir fakat gripte belirgin olarak kas ve vücut ağrıları da görülür. Nezle de ise ek olarak burun akıntısı, hapşırma ve boğaz ağrıları vardır.

Burun akıntısı veya kas ağrıları doğrudan Covid-19 belirtileri değildir. Daha çok yaygın griple birlikte görülürler. Covid-19’da da devamlı öksürük ve balgamlı öksürük görülebilir. Ancak bu genellikle hastalığın ilerleyen aşamalarında olur.

Covid-19’u diğerlerinden ayıran ölüm oranlarıdır. (Dünya Sağlık Örgütü – Grip ve Coronavirüs’ün Farkları)

Henüz gerçek bir oran vermek için erken olsa da DSÖ eldeki yayınlanan veriler ışığında bu oranı 3% ile 4% arasında açıklamaktadır.

Ancak raporlanan ölümler ve gerçek vaka sayısı ortaya çıktığında bu oran daha da düşecektir.

Yaygın grip virüsünün ölüm oranı 0.1% civarındadır.

Efsane 2: Covid-19 Sadece Yaşlıları Etkiler

Covid-19’a yakalananların çoğu hafif bir şekilde bu hastalığı atlatabilirken Dünya Sağlık Örgütü’nün açıklamasına göre hastalığa yakalananların 14%’ü hastaneye başvurulacak kadar ağır, 5%’i de yoğun bakıma alınacak şiddette hastalığı yaşıyorlar.

Yaşlı nüfus ve bağışıklık problemi olan kronik hastalar büyük risk taşıyor ama gençlerin de tamamen güvende olduğu sanılmasın.

Hatta Amerika’daki verilere göre (CDC) 2500 hasta üzerinde yapılan araştırmada hastaların %30’u 20 ile 44 yaş arasındadır.

Özellikle aşırı kilo, diyabet, tansiyon ve kalp hastalıklarının genç yaşlarda da görülebiliyor olması Covid-19’a yakalanan genç kesimin de büyük risk altında olduğunu gösteriyor.

Yaşlıları korumak için alınan önlemler genç nüfusun hastalığa karşı ölümcül bir yanılgıya düşmesine sebep oluyor. Yaşlıların daha kolay etkilenmesi gençlerin etkilenmediği anlamına gelmez.

Ayrıca gençlerin hastalıktan çok etkilenmeseler bile virüsü çevrelerine yayabilecekleri genç yaştaki ben merkezci psikolojiden kaynaklı toplum sağlığını tehdit ediyor.

Efsane 3: Aşıyı Bekleyelim Gerisi Kolay

Aşının piyasaya çıkıp herkesin aşılanması sanılandan daha fazla zaman alabilir.

Aşının bulunması gerçekten beklenen bir haber ancak bulunması pandeminin son bulacağı anlamına gelmiyor.

Sadece aşıya değil aynı zamanda corona virüsün sebep olduğu semptomlara yönelik ilaçların geliştirilmesine de önem verilmeli.

Aşının ne kadar efektif olacağını zaman gösterecek. Ancak unutulmamalı ki bu virüs kısa bir süre içerisinde yok olmayacak.

Efsane 4: Bu Virüs İnsan Yapımı

Covid-19 yeni bir virüs ancak diğer coronavirüs türleri belli bir zamandır insan sağlığını tehdit ediyorlardı. (SARS ve MERS)

Ayrıca bazı virüsler genetik olarak yeni pandemiler yaratmaya uygundurlar.

Kontrolden çıkmış bir biyolojik silah olduğunu düşünenler var. Ancak bu durum psikolojik kendini koruma mekanizmasından ibarettir. Bu fenomeni ötekileştirip dışardan gelen bir bela gibi düşünmek dünyayı anlamlandırmayı daha kolay kılıyor.

Gerçekte olan durumsa bizim biyolojik varlıklar olduğumuz ve yeryüzündeki biyolojik kontrol bizim elimizde değil. Amerikan halkının 50%’si koronavirüs hakkında komplo teorilerine inanıyor. Bu da alınması gereken biyolojik önlemlerin alınmaması ve virüsün kontrolsüz yayılması anlamına geliyor.

İnananların sayısının aksine bu komplo teorilerini destekleyecek kanıtlar ve iddialar yetersiz duruyor.

İnsanlar güven duygusunu kaybettiklerinde yanlış bilgilere de daha çok açık oluyorlar. Bu yüzden kulaktan dolma haberler yerine konusunda yetkin olan sağlık kuruluşlarının açıklamalarına itibar edilmelidir.

Efsane 5: Bilim İnsanları ve Devlet Bilgi Saklıyor

Pandemi süresince virüsün Dünya çapında eradike edilebilmesi için Dünya’nın komple işbirliği içinde çalışması gerekir. Bu yüzden böyle dönemlerde WHO ve CDC gibi kurumlara olan güven kayıpları olduğundan daha problematik hale gelebiliyor.

Yaklaşık bir asır önce yaşanan İspanyol Gribi pandemisi ve bu gün arasında en büyük avantajımız bilimsel alandaki gelişmeler ve virüse bilimsel yaklaşımımız olabilir. Bu sayede muska, dua vb şeyler yerine elle tutulur somut önlemler alabiliyoruz.

Hükümetlerle veya benzer kurumlarla olan fikir ayrılıklarımız virüs konusunda bir kenara bırakılmalıdır.

Bu dönemde bilim insanlarının veya hükümetlerin vereceği yanlış kararlar veya hatalı eylemler virüsle olan mücadeleyi etkilememelidir.

Farklı konuları farklı değerlendirmek gerekiyor. Hükümetlerle ilgili sorunlarınızı sandığa saklamalı pandemi sürecini yürüten mekanizmayı sabote etmemeliyiz.

Evde kaldığınız bu dönemde yapacağınız en sağlıklı şey doğru bilgiler edinerek kendinizi ve çevrenizdekileri virüse karşı korumaktır. Corona virüsü hakkında diğer makalelerimiz:

Konu: Corona Belirtileri Nelerdir? Koronavirüs Belirtileri Sizde Var mı?

Konu: Koronavirüs veya Covid 19 Hakkında Bilmeniz Gerekenler?

Mehmet Akif Yalman

İstanbul Üniversitesi Tıp fakültesi Mezunuyum. Özel bir Hastanede uzman doktorluk yapmaktayım. Boş zamanlarımda sizler için içerikler üretiyorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir